sigma

Doğunun Parlayan Yıldızı : İbn-i Sina

İbn-i Sina veya Ebu Ali Sina ,980 yılında Buhara yakınlarındaki Efşene kentinde (Özbekistan) doğmuş. Tüm dünyaca, Ortaçağın modern bilim kurucusu olarak tanınır. Batılılar onu Avicenna ismiyle tanıyor. Avicenna, aslında İbni Sina’nın latin yorumu diyebiliriz, aynı anlamı taşıyor.

İbn-i Sina’nın 1271 yılında yapılan tasviri.

İbn-i Sina’nın Gençlik Yılları

Samanoğulları (Samani) Hanedanlığı sarayında katiplik yapan ve bir bilim insanı olan Abdullah Bin Sina’nın oğlu olan İbni Sina, küçük yaşlardan itibaren babasından, dönemin bilginlerinden eğitim alarak büyüdü.

Aslında sadece babası ve İbni Sina değil, yaşadığı dönemde İslam toplulukları altın çağını yaşıyor, Avrupa’nın aksine bilim, felsefe üreten bireyler yetiştiriyordu.

O dönemde antik yunan eserlerinin çevirileri büyük bir hız kazanmış, bu eserler saygın çalışmalarla setezleniyordu. Böyle bir ortamda yetişen Sina, çocukluğunda fıkıh üzerinde çalışarak 10 yaşında Kuran-ı Kerim’i ezberledi.

Yaşı ilerledikçe felsefe, tıp bilimi ve doğa bilimlerine merak saldı ve bu alanda da hocalarından aldığı dersleri yeterli bulmayarak kendi çalışmalarıyla tıp alanında erken yaşlarda ün kazandı. 997 yılında Samani Hanedanlığı’nın prensinin ağır bir hastalığıa yakalanmasının ardından saraya davet edilen İbni Sina, diğer doktorlar ile birlikte yaptığı çalışmalarla başarı sağlayınca 18 yaşındayken saray hekimi olarak çalışmaya başladı.

İbn-i Sina’nın Gelişim Yılları

Saray hekimliğiyle birlikte saray kütüphanesinden fazlasıyla yararlanarak çalışmalarına devam eden İbni Sina babasını 22 yaşında kaybettikten sonra iki yıl daha Samani Hanedanlığı son bulana kadar burada kaldı. Hanedanlık yıkılmasıyla birlikte bölgeyi ele geçiren Gazneli Mahmud’un himayesi altında kalmayı reddederek Buhara’dan ayrılmak zorunda kaldı.

Uzun bir süre çalışmalarına devam edebileceği yerleri arıyarak geçiren Sina, birçok bürokratik kişiyle etkileşimde bulunmasının ardından son olarak Hamedan’a gitti. Hamedan’da hanedan ordusu ile birlikte savaşa katılıp dönmesiyle vezirlik görevi üstlendi. Bilim çalışmalarının yanı sıra siyasi hayata dahil olan İbni Sina vezirlik görevi ,orduda istenmeyerek çıkan bir isyan sonucu bir süreliğine hapis yattı fakat hanedanı tedavi ederek tekrar vezirlik görevine atandı.Gündüzleri siyasi işlerini yaparken akşamları öğrenci yetiştirmeye devam ediyordu.

Yaşadığı dönem ve coğrafyadan ötürü gerçekleşen savaşlardan dolayı birçok yeri dolaştı. Çalışmalarına neredeyse hiç ara vermedi. Şiiliği benimseyen Sina, Hamedan’da 56-57 yaşında hayatını kaybetti.

İbn-i Sina’nın Dünyaya Katkıları

Dönemin filozofları ve bilim insanları gibi İbn-i Sina da birden çok farklı alanda çalıştı. Felsefe, tıp, psikoloji, farmakoloji, fizik, astronomi alanlarında eserler sundu. İbn-i Sina’yı bu kadar bilinir yapan alanı ise “tıp” tı. Tıp alanında senelerini harcayıp bir çok makale ele aldı. Eserlerinin en meşhur olanlardan ikisi ;

Kitabü’ş- Şifa (İyileşme Kitabı) : Metafizik, mantık ve matematik gibi konular dahil olmak üzere neredeyse tüm bilim konularını içeren kitap, birçok defa Latince’ye çevrilerek ders kitabı olarak okutulmuştur.

El-Kanun fi’t-Tıb (Tıbbın Kanunu) : Latince adıyla “Canon Medicinae” olarak bilinen 1025 yılında tamamlanan 14 ciltlik tıp ansiklopedisidir. Avrupa’da tıp biliminin gelişiminde büyük rol oynayan kitabı Avrupa’nın birçok tıp okulunda 1650 senesine kadar kullanılmıştır.

Venedik’te bulunan Latince’ye tercüme edilmiş kitabın kapak sayfası.

İbn-i Sina kitapta sağlığı, hastalıkların nedenlerini ve yüzlerce farklı ilaç tariflerini anlatarak dünyaya tıp konusunda büyük bir başarı göstererek adını hala anmamıza imkan sunuyor.

Daha fazlasını merak edenler için İbn-i Sina için beğendiğim bir kaynak olarak : https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-sina adresini paylaşıyorum.

Leave a Reply